4 Kasım 2008 Salı

GENÇLİK 6 KASIM'A, AKP VE YÖK'E KARŞI SOKAĞA ÇAĞIRIYOR!


Düzenin üniversiteler üzerindeki gölgesi YÖK‘e karşı çıkmak, AKP eliyle örülen gerici ve liberal yapılanmaya ve 12 Eylül‘ün uzantısı baskıcı/otoriter düzene karşı çıkmak demektir.

Şimdi bu anlayışla, ülkemizin, emekçilerin, yoksulların ve gençlerin geleceği için bir umut ışığı oluşturacak, kitlesel ve güçlü bir 6 Kasım için bir araya gelme, omuz omuza vererek, gençliğin isyan, devrim ve özgürlük sesini sokaklarda yeniden var etme zamanıdır!

Küresel kapitalizmin yılmaz neferi, gerici AKP‘nin karanlığına karşı, özgür ve demokratik bir Türkiye‘yi kurmak için...
İLERİ!

AKP‘NİN KARANLIĞINA KARŞI ŞİMDİ DAHA GÜR VE BİRLİKTE HAYKIRALIM

İSYAN DEVRİM ÖZGÜRLÜK

Kapitalizm krizde, yeni dünya düzeni çökerken ülkemizde AKP eliyle bir uçuruma doğru sürükleniyor. Dünyanın en zenginleri krizin faturasını emekçilere çıkararak, kamu kaynaklarıyla krizden çıkmaya çalışırken, ülkemizde de emekçileri işsizlik, daha çok yoksulluk ve zulüm bekliyor. AKP, koyu muhafazakarlık ve faşizan bir baskı altında tüm muhalefeti susturmaya çalışıyor. Cemaat ve tarikatlarla dinci gericilik toplumun en küçük hücrelerine kadar yayılırken, emperyalizmin ‘ılımlı islam‘ modeli çerçevesinde neo-liberal ve muhafazakar bir düzen inşa ediliyor. Kürt sorunu çözümsüzlüğünü korurken bir arada yaşam olanaklarını giderek ortadan kalkarak bir iç savaşın zeminlerini oluşturacak derecede toplumsal alanda bir karşıtlık gelişiyor.

Ülkemizin, emekçilerin, yoksulların ve gençlerin geleceği bu düzene karşı çıkmakta, AKP‘ye ve düzene karşı direnişi örgütlemekten geçmektedir.

Böylesine kritik bir eşikten geçerken tüm muhalefet güçlerinin ortak ve birlikte tutumu etrafında, emekçilerin ve yoksulların haklarından yana özgür ve demokratik bir ülke için birlikte mücadele etmesi tarihsel bir önemdedir. Bu anlamda düzenin üniversiteler üzerindeki gölgesi YÖK‘e karşı çıkmak, AKP eliyle örülen gerici ve liberal yapılanmaya ve 12 Eylül‘ün uzantısı baskıcı/otoriter düzene karşı çıkmak demektir. Şimdi bu anlayışla, ülkemizin, emekçilerin, yoksulların ve gençlerin geleceği için bir umut ışığı oluşturacak, kitlesel ve güçlü bir 6 Kasım için bir araya gelme, omuz omuza vererek, gençliğin isyan, devrim ve özgürlük sesini sokaklarda yeniden var etme zamanıdır!

KÜRESEL KAPİTALİZM KRİZDE; BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN

İşte böylesi bir süreçte küresel kapitalizm kendi krizini yaratıyor. On yıllardır tekrar edilen yeni liberalizm teraneleri, devlet bize yardım etsin yakarmalarına dönmüş durumda. Kapitalist küreselleşme sürecinin sonunu işaret eden bu krizle birlikte, kapitalizmin geleceği de tartışmalı hale geliyor. Neo-liberalizmi tartışılmaz, geri döndürülemez, kaçınılmaz bir süreç olarak gösterenler dahi, neo-liberalizme karşı alternatif arayışlarına giriyor. Krizin sonrasında yoksulluğun ve işsizliğin artacağını tahmin etmek bir kehanet değil. Önümüzdeki dönem tüm dünyada krizin derinleşerek devam edeceği, bunun sonucu olarak da yoksulluğun, işsizliğin büyüyeceği bir dönem olacak. Özellikle Türkiye gibi kendi kaynaklarını kullanamayan, emperyalizme bağımlı ülkeler bu krizden daha da fazla etkilenecek. Çünkü ülkenin tüm kaynakları uluslararası sermayeye peşkeş çekilmiş ve bugün iflasın eşiğinde krizin göbeğinde duran uluslararası sermayeye teslim edilmiş durumdadır.

Yeni Düzenin Mimarı AKP

Türkiye‘nin bugün batma noktasına gelmiş küresel kapitalizme eklenme sürecinin son yıllardaki mimarı AKP iktidarıdır. AKP iktidarının ülkeyi sermayeye pazarlayan, yoksulları daha da yoksullaştıran politikaları siyasal üst yapıda İslami gericileşme dalgası ile paralel yürümektedir. Sosyal devlet tahrip edilirken cemaat ağları, sadaka dernekleri ülkeyi sarmıştır. Yurttaş olmanın gereği olan sosyal haklar, yerini biat kültürüne, el pençe divan durmaya bırakıyor. AKP‘nin sosyal devletin yerine koyduğu bu sadaka sistemi bugün gerçek yüzünü göstermiştir. Deniz Fenerli hırsızlar, yoksullar için topladıkları paralarla han, hamam sefası sürmekteler. İktidarın haydutları tarafından korunan bu hırsızlar yeni düzenin yeni uyanıkları olarak semirmeye devam ediyor.

ABD‘nin Ortadoğu‘da "Amerikan Karşıtı" İslami örgütlenmelere karşı yaratmak istediği dikensiz gül bahçesi projesinde başrolü Türkiye oynamaktadır. ABD‘ye ve kapitalizmin kurallarına göbekten bağlı bir İslami iktidar Ortadoğu‘da örnek oluşturacaktır. Bu proje dahilinde liberalizmle el ele giden muhafazakarlaşma dalgası ülkeyi sarmış durumda. Alttakine din iman, üsttekine han hamam siyaseti pervasızca ilerliyor. Her türlü akıl ve bilim dışı hurafe ders kitaplarına giriyor, Adnan Hocacılar liselerde seminer veriyor, gündelik yaşam dinsel kurallara göre yeninden düzenleniyor. Bu gericileşme dalgasına karşı tek adres gibi gösterilen CHP-Ordu cenahı ise laikliği cumhuriyet balolarında dans etmeye, viski bardaklarıyla ilericilik taslamaya indirgiyor.

Darbe- Demokrasi İkilemi Sahtedir

Ülkede darbe-demokrasi ikilemi yaratılarak neoliberal değişim sürecinin üstü örtülüyor. Sistemin yeni düzene uyum sağlayamayan eski kalıntılarının tasfiye operasyonu, derin devlete, darbecilere karşı demokrasi zaferi gibi gösteriliyor. Halbuki darbecilikle mücadele 12 Eylül sistemi ile mücadeledir. Gericileşme, neoliberal politikalar, ABD-AB-Dünya Bankası-IMF güdümünde bir Türkiye 12 Eylül düzeninin bir sonucudur. Bu düzenle hesaplaşmadan darbecilikle hesaplaşılamaz.

Ergenekon operasyonu adı altında, derin devlet hiyerarşisi dışına çıkmış güçler tasfiye ediliyor. Bu çeteye karşı yapılan operasyon, siyasi iktidar tarafından kendisine karşı gözüken herkese karşı bir sindirme ve korkutma aracı haline getirildi. Türkiye‘de darbeci güçlerin, kontrgerillanın emperyalist güçlerden bağımsız hareket etmediğini biraz yakın tarihten anlayan herkes bilir. Gerçek derin devlet güçlerine dokunamayacak bir operasyonun arkasından demokrasi beklemek en hafif tabiriyle saflık olur.

Savaş Kışkırtıcılığı na Karşı Barış Barikatı Kuralım

Tüm bu süreçte Kürt sorunu da içinden çıkılamaz bir hal alıyor. Sorunu bölgeyi "yeşil kuşağa" alarak çözmeye çalışan gerici iktidar, yine sorunu askeri yöntemlerle çözmeye çalışan faşist zihniyet ülkeyi kaosa sürüklemeye devam ediyor. Tüm bunların arasında patlayan bombalar, kaldırılan cenazeler, bir arada yaşam zeminlerini tahrip etmekten başka sonuç vermiyor. Geçirilen tezkere ve OHAL benzeri uygulamalar savaştan siyasi rant sağlayan faşist partilerce savunuluyor ancak bu uygulamaların sadece sorunu derinleştireceği, daha fazla kan ve göz yaşı getireceği açıktır.

Kürt sorunu artık çözülmelidir. Bir tek kardeşimizin daha ölmesine tahammülümüz yoktur. Bu ülkeyi giderek bir iç çatışma sürecine sürükleyen bu çözümsüzlüğe karşı, bulunduğumuz bütün alanlarda bir arada yaşamdan ve barıştan yana ses çıkararak, farklılıklarımızla bir araya gelerek, bu sürece karşı kardeşlik barikatını kuracağız.

Bu Oyunu Birlikte Bozalım

Görülen o ki bugüne kadar Türkiye‘yi yönetenler büyük bir bunalım, çözümsüzlük ve alacakaranlık dışında hiçbir şey yaratamamıştır. Egemenler arası kavga ve kriz derinleşirken emekçiler, ilericiler, gerçek yurtseverler bu oyunun dışında kalmıştır. Halbuki bu ülkenin geleceği özgürlükçü ve eşitlikçi bir düzenin yaratılmasına bağlıdır. Darbe çığırtkanlarına da eli kanlı çetelere de gerici, piyasacı iktidarlara da verilecek en iyi cevap, özgür ve demokratik bir Türkiye şiarını yükseltmekten geçer. Savaşlara, yoksulluğa, yolsuzluğa karşı, küresel kapitalizmin taşıyıcısı AKP‘ye karşı barikatı güçlendirmek zorundayız. Okullarımızı, mahallelerimizi bağnaz, ABD işbirlikçisi, sermaye yanlısı AKP‘den kurtarmalıyız.

Bu ülkenin ilerici, özgürlükçü, demokrat gençleri seslerini yükselttikçe, emekten yana bir dünya kurma özlemi ile bu oyuna taş koydukça, bu ülke nefes alacaktır. Böylesi bir inisiyatif ancak emekçilerin, yoksulların, ezilenlerin vicdanı ve sesi olmayı başaranlar tarafından alınabilecektir. O yüzden tam da şimdi harekete geçme zamanıdır. Küresel kapitalizmin yılmaz neferi, gerici AKP‘nin karanlığına karşı, özgür ve demokratik bir Türkiye‘yi kurmak için... İleri!


Bülten için pdf kaydı http://www.yenidendevrim.org/resimler/ekler/f4e3b775c934dad_ek.pdf?tipi=27&turu=X&sube=

Fatsa Belgeseli (Herkes İzlesin Diye..)