17 Ocak 2009 Cumartesi

YENİ NESİL TÜRKİYE - ECE TEMELKURAN



Müstehzi ve müstehcen bir tonda "Medyadaki Ergenekoncular kimmiş bakalım!" kabilinden yazılmaya, çizilmeye başlandı.
"Statüko sarsılıyor" diye abartılı bir heyecana kapılanlar, okumuş yazmış insanlar. Ama ya bunun yerine yeni bir statüko kurulacağını göremeyecek kadar cazibeye kapılmış durumdalar ya da "Yeni statüko daha iyidir çünkü o bizim statükomuzdur" cümlesine iman etmişler.
Bu iman çemberinin etrafını da muhafazakâr ve liberal entelejansiyanın gençlik kolu sarıyor. "Bu ülkede solcular sağcıdır", "Bu ülkenin önünü solcular kesti", "Solcular nasyonal sosyalisttir" yollu, "Bir örnek verebilir misiniz?" sorusu karşısında eriyip gidecek moda kanaatler havada uçuşuyor.
Neoliberalizmi ve onun vahşi yüzünü saklayan inayet ekonomisini Kuran-ı Kerim‘in ek cüz‘üymüşçesine bağrına basmış cemaat önderlerinin ve cemaat ilişkileriyle semirmiş sermayedarların sükûnet içinde yönettiği bu hareketin uç beyleri gençler; saldır deyince hepsi hazır asker.
‘İman dolu göğüslerini‘ neye siper ettiklerini, örneğin Deniz Gezmiş nasyonal sosyalistti gibi üfürükleri ortaya attıkları zaman neye hizmet ettiklerini biliyorlar mı acaba? Daha korkutucu olanı da şu:
Ya hakikaten biliyorlarsa?

Hatıranın onuru
"Ergenekon ve Sosyalistler" (Siyah-Beyaz Yayınları), Merdan Yanardağ‘ın hazırladığı ve namlı sosyalistlerin konuyla ilgili yazılarıyla bir tartışma platformu kurdukları bir kitap.
Yazılarının memleketin şaşmaz kerterizlerinden olduğuna inandığım Ergin Yıldızoğlu‘nun yazısında davanın ve AKP‘nin etrafında inşa edilen düşünsel ve psikolojik coşku atmosferi anlatılıyor. Şöyle diyor:
"Şimdi, neoliberalizm krize girer, postmodern entelejansiyanın, liberalizmden uzaklaşarak, siyasal İslamın otoriter eğilimleriyle örtüşmeye başlayan dünya görüşü teşhir olmaya, teorik/felsefi açıdan eleştirel düşüncenin yeniden canlanma koşulları oluşmaya başlarken, ‘Deniz Gezmiş‘lerin‘ kuşağının mirasına yönelik yeni bir saldırı daha gündeme gelmiştir. (...)
Böylece bir halkın elinden hem emperyalizme ve eski rejime karşı kaderini ilk kez tayin ettiği ulusal başlangıç ‘olayı‘nın hem de baskı ve sömürüye başkaldıran çocuklarının anısının onuru elinden alınmaya çalışmakta, yeni kuşaklar, tarihsiz, köksüz, geleneksiz ve pasif bir kitle olmaya itilmektedir."

Cemaatin Türkân Şoray‘ı!
Gazete bayiinde bir dergi kapağı ilgimi çekti. Siyah başörtülü bir kız. Dolgun dudaklı, maskaralı kirpikleri, sürmeli gözlerinde inceden cilveli bir bakış, basbayağı seksi bir genç kadın.
Derginin adı Alternatif Bakış. Belli ki başörtüsünü özendirmek için böyle bir genç kadını seçmişler. Bana vaktiyle PKK‘nın yayımladığı, su başında oturan, büyük göğüslü, dolgun dudaklı kadın gerilla fotoğraflarını hatırlattı. Türkiye‘de her siyasi projenin böyle bir Türkân Şoray fantezisi var demek ki!
Sadece başörtüsü ve Bediüzzaman ile ilgili heyecanlı başlıklarından değil, aynı zamanda aldığı bol miktarda reklamdan ve kuşe kâğıdından belli ki, dergi Gülen cemaatine yakın.
Özgürlük sözcüğünün sık sık kullanıldığı, gençlere yönelik derginin aile bölümünde ‘İslam Dininde Dört Eş ile Evlilik‘ başlığı var. Yapılan ‘analiz‘ şu:
Eğer kadınlar erkeklerden çoksa üç seçenek var.
Ya kadınların hepsi evlenemeyip mutsuz olacak, ya erkekler kadınlarla gayrimeşru ilişki kuracak ya da bir erkek birkaç kadınla evlenerek ‘(kadınların) haysiyet ve şereflerini koruyacaktır‘.
Özgürlük nidalarıyla kurulan ama insanların daha beter ezileceği yeni Türkiye‘nin en büyük trajedisi şudur: Biz bu yeni Türkiye‘yi, anlı şanlı faşist katillerin de sorgulandığı Ergenekon davası üzerinden konuşmak zorunda bırakılıyoruz.

Fatsa Belgeseli (Herkes İzlesin Diye..)