
YENİ ANAYASA: HALK İÇİN HALKLA BERABER
Ülkemizin sürekli değişen gündeminde anayasa tartışmaları dedikodu olmaktan öteye gidememekte, gizli kapılar ardında değil de halkın tüm kesimlerinin dâhil olduğu bir süreçten ısrarla kaçınılmaktadır.
12 eylül rejiminin topluma dayattığı korku halkı mekanik bir sistemden farklı tutmamaktadır. ‘Halk devlet içindir’ anlayışı halka dayatılmakta, tersi görüşü savunanlar egemenler tarafından ‘terörist’ diye nitelendirilmektedir.
Hükümette bulunduğu dönemde AKP, apoletli siyasetin karşısında sözde sivil politikanın temsilcisi olarak nitelendirilmiştir. Oysa AKP neo-liberalizmin ve dinci-gerici siyasetin temsilcisi durumundadır. AKP’nin uyguladığı politikalar, apoletli siyasetle öz olarak aynı temele dayanmaktadır.
Bu bağlamda ezen-ezilen çelişkisinde ezenden yana olmalarıyla, bilimselliğe karşı kaderciliği seçmeleriyle, halkın iradesi yerine sermayenin iradesine dayanması ile AKP ve darbeci zihniyet arasındaki farklılık şekilde bir farklılıktır. Özde değil de şekilde farklılıkların medya tarafından ön plana çıkarılması AKP’yi sanki ‘sivil’ siyasetin temsilcisi gibi göstermektedir.
İlk önce yeni anayasanın ne amaçla, kim için ve nasıl yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak gerekmektedir.
Bizce yeni anayasa, halkın çıkarlarını savunmalı, bilimin ve halkın kolektif ürünü olmalıdır.
Bizce anayasa, özgürlüğün en büyük koruyucusu olmalıdır. Ancak ekonomik özgürlüğü olmayanın aç kalma özgürlüğünden başka bir özgürlüğü olmayacağını da göz ardı etmemeliyiz.
Bizce yeni anayasa, tekellerin ve tekelleşmenin ortadan kalkması için ciddi maddeler içermelidir. Tekellere karşı ezilenlerin hareketleri desteklenmelidir.
Bizce yeni anayasa, insandan başlayarak toplumu ve devleti gerçekten bağımsız kılmalıdır. Tam bağımsız bir ülke yaratmanın bağımsız bir bireyden geçtiği bilinmelidir. Çünkü devlet halkın bir örgütlülüğüdür. Devlet, halktan ayrı bir mekanizma değildir.
Bizce yeni anayasa, ötekileştirmenin karşısında olmalı. İnsanların ya da toplulukların kendi dil, din, ırk, düşünce vb. farklılıklarından dolayı herhangi bir ayrımcılığa uğramaması garanti altına alınmalıdır. Asimile politikalarının herhangi bir kazanım getirmediği, milliyetçiliğin eski ve vazgeçilmesi gereken bir sevgili olduğu bilinmelidir. Bu bağlamda eski anayasada ki ‘Türk milleti’ anlayışı yerine kardeşçe, bir arada yaşamın simgesi olarak ‘Türkiyelilik’ anlayışının ilerici bir durum olarak yeni anayasaya eklenmesi gerekmektedir.
ÖĞRENCİ: MAKİNENİN BİR DİŞLİSİ DEĞİL ÖZGÜR İNSANDIR
Öğrenciler giderek artan bir şekilde insani, demokratik ve bilimsel anlayıştan uzaklaştırılarak sömürü düzenine açılmaktadır.
Öğrenciler, sermayenin ihtiyaçlarına göre eğitim alıp, sermayenin belirlediği şartlarda sermaye için çalışmaya mahkûm edilmektedir.
Öğrenciler, üniversitelerde demokratik katılımdan uzaklaştırılarak istekleri göz ardı edilmekte, öğrenciye ‘sen kendi sorunlarını bilemezsin, biz biliriz denilmektedir’ ve güvensiz bir toplumun temelleri atılmakta ve bu temeller zaman içinde sağlamlaştırılmaktadır.
Öğrenciler, egemenlerin çıkarları uğruna bilimsel eğitim-öğretim’den mahrum bırakılmakta, yeri geldiğinde dinci-gerici fikirlerle, yeri geldiğinde sermayenin ihtiyaçlarına uyar bir eğitim-öğretim ile bilimsellikten uzaklaştırılmaktadır.
Bu bağlamda;
Bizce yeni anayasada, öğrencilerin istediği alanda eğitim almalarının önü açılmalı, iş hayatında üretimin aktif öznesi olması sağlanmalı, çalışma saatlerinin azaltılması ile insani faaliyetlere zaman ayırıp makine-insan değil özgür-insan olması anayasa tarafından güvence altına alınmalıdır.
Bizce yeni anayasada, öğrencilerin diğer üniversite bileşenleri ile beraber üniversite yönetiminde söz, yetki ve karar hakkına sahip olmalıdır. Özerk-demokratik bir üniversite yeni anayasa ile oluşturulmalıdır.
Bizce yeni anayasada, ‘sermaye için değil halk için bilimsel eğitim’ söylemi özümsenmelidir.
Bizce yeni anayasada, halkın çocuklarının eşit şartlarda üniversitelere girmesinin önünde ki – en önemlisi ekonomik – tüm engellerin kaldırılması gerekmektedir.Geleceğimizi İstiyoruz- Kocaeli Üniversitesi
