5 Aralık 2008 Cuma

DIŞARIYA AÇILAN KAPI (SOLuk Fanzin'den)


“Çiftçi, çiftçi gibi düşündüğü için çiftçi olmuş değil, çiftçi olduğu için çiftçi gibi düşünmüştür” [1]

“… Mozart’ı Mozart eden, hem içsel yeteneği hem de dışsal müzik çevresidir. Mozart, bir Afrika köyünde yetişseydi Mozart olamazdı. Ama her Viyana’da yetişende Mozart olamaz.” [2]

Nasıl oluyor da insanlar siyaset ile ilgilenmediklerini övünerek söyleyebiliyorlar, anlamakta güçlük çekiyorum. Ne zamandan beri ‘beni sömürürlerse sömürsünler’ demek gurur verici bir söz oldu anlamamaktayım. Siyasetten uzaklaşma halleri her yerde olduğu gibi üniversiteyi de esir almış. Üstelik rektör adaylarının vaatleri arasında ‘üniversiteden siyaseti uzaklaştırmak’ gibi maddeler bulunmakta.(Bakınız: Mesut Parlak[3]). Şu acınası halimize bir bakın hele, Siyaset Bilimi bölümlerinin bulunduğu üniversiteler siyasetten korkar olmuş. 12 Eylül darbesi öncesi ülke çapında vuku bulan terör olaylarının faturası tamamen siyasete yüklenmiş. Oysa en büyük suçlu tahammülsüzlük değil mi? Bu tahammülsüzlüğü oluşturan derin güçler suçlu değil mi? Maraş katliamlarını, Çorum katliamlarını yaratan derin güçler suçlu değil mi? Birilerinin sosyalist olması kabul edilmeyecek bir şey miydi? Ya da herhangi başka bir görüşe sahip olmak. Farklı olmak çok mu kötüydü?Hayatında kendisi dışında en ufak bir derdi olmamış üniversiteli bazı arkadaşlarımız teröre lanet mitinglerine büyük heyecan ile katılmaktan geri kalmadılar. Siyasi görüşlerini dile getirdi diye öğrencileri okuldan atan üniversite yönetimleri teröre lanet mitinglerine sıra gelince tüm kaynaklarını seferber etmekten geri kalmadı. Hayatında siyaset denildiğinde beş metre geri çekilen insanlar nasıl oluyor da ‘vatan, millet, Sakarya” diyerek bu eylemlere hücum ediyor. Ey genç! Milliyetçilik denen hastalıktan haberin var mı senin? Emperyalizmin var olma kaynağı…Yukarıda italikle yazılan cümleler dış faktörlerin hayatımıza etkisini anlatıyor. Ama italikle yazılan ikinci cümle iç etkilerin de etkilerini göz ardı etmeyen bir cümle. Yani kısaca hayatımız dış etkilerden oldukça fazla etkileniyor. Bir düşünün büyüdüğünüz mahalleden başka bir mahallede büyümüş olsanız aynı çocuk mu olacaktınız. Ya da abartabiliriz de, mesela sokakta gördüğünüz herhangi bir insanın yerine herhangi bir arkadaşınızı görseydiniz aynı kişi mi olacaktınız. Elbette değil, en azından beyniniz farklı hareketleri gerçekleştirirdi ve siz, sürekli değişen siz, değişiminizi farklı bir yöne yapacaktınız. Bu kadar küçük şeylerin ne önemi var demeyin ne de olsa damlaya damlaya göl olmuyor mu? Mozart bir Afrika köyünde yaşasaydı yeteneğini ne kadar değerlendirebilirdi? Şimdi daha özel durumları ele alalım. Örneğin bir üniversite öğrencisi ÖSYM’nin -ve daha genelde devletin- uyguladığı politikalarla üniversiteye girmek için büyük bir yarışa girmiştir. 5’de 1, 10’da 1 olmak lazım ÖSS’de. Burada ÖSYM, devlet, ÖSS gibi dışsal etkiler büyük bir kesimi etkiliyor. Yani dışsal olan içsel olanı etkiledi.Aile yaşantımız bile bazı kurallar içinde. Bunlar zaman içinde ya da başka etmenler ile ailede oluşan kurallardır. Bu kurallar değil de başka kurallar etkili olsa biz bambaşka bir kişilik oluverebilecektik.Türkiye’de devlet politikaları farklı olsa, bizim yaşamımız farklı olmayacak mıydı? Mesela Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes sağlık hizmetlerinden sadece kimlik kartını göstererek yararlanabilse, bizler hastanelerde kuyruk beklemek yerine fazladan bir kitap okuyabilirdikDışsal etkiler saymakla bitmez. Peki ya bize tembihlenen siyasetten uzak dur söyleminin amacı ne. Dış etkileri değiştirmek için siyaset yapmanın gerektiği anlarda ne yapacağız. Hepimiz belki isyan ettik. 3 saate hayat sığar mı? Dedik ÖSS sınavına dair. Peki, ne yaptı haşmetli büyüklerimiz. ÖSS kalksın diyenleri jopla ‘sevmediler’ mi?“ Şimdi sen beni anlayabildin mi? Ya da ben kendimi anlatabildim mi? Bilmiyorum. Sevgili arkadaşım, seni sen yapan şeylerin ne olduğunu düşünmeni isterim. Korkma! Siyaset yemez insanı, seni yiyecek olan düşünceler değildir, düşünmediklerindir. Çok fazla karmaşık gelebilir bazen hayat. Acaba yanlış mı düşünüyorum diye korkma! Güçlerimizi birleştirirsek bize kim dur diyebilir

[1] Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Sözlüğü, Remzi Kitabevi, Onuncu basım, Haziran 1996 (Düşünce kelimesinin felsefi açıklamasından)
[2] Age, (Dış ilişki kelimesinin felsefi açıklamasından)
[3] İstanbul Üniversite’nin şu an ki rektörü.

Fatsa Belgeseli (Herkes İzlesin Diye..)